|
Türkiye’de Maarif-i Umumiye Nazırı
Mustafa Fazıl Paşa steno ile ilgilenmiş fakat başarılı
olamamıştır. Hüdaverdioğlu adında bir Ermeni, 1890 yılında bu
işle uğraşmış fakat bir sonuç alamamıştır.
İmparatorluk devrinde kullanılan eski Türkçe (arap harfleri),
daha sonra da bunu bilenlerce hızlı yazma için kullanılmış; Eski
Türkçe ile yazanlar, latin harfleriyle yazanlara nazaran biraz
daha hızlı yazı yazabilmişlerdir.
Türkiye’de ilk sistem, Avram Benaroya tarafından ve Duploye
sisteminden esinlenerek hazırlanıp 1928 yılında uygulanmaya
başlanan sistemdir. Bu sistem, daha sonra kurulan bir komisyon
tarafından geliştirilmeye çalışılmış ve 1943 yılında Komisyon
Stenosu adı verilen steno meydana getirilmiştir.
Bu sistemde fonetik çiftler (BP, DT, SZ... gibi) aynı işaretle
gösterilmiş, her harf için ayrı bir işaret kullanılmamıştır.
Yazıya geometrik şekiller egemendir. Köşeler fazladır, yaylar
derindir; ünlüler başta, ortada ve sonda değişik şekillerde
yazılmaktadır. Meselâ, A harfi başta nokta ile, ortada ufak bir
yuvarlakla, sonda ise yukarı doğru bir kıvrımla
gösterilmektedir. Eylem ekleri ayrı, bazı hallerde çift
yazılmaktadır. İmsözcüğün altında ya da üstünde yazılma durumuna
göre veya çift yazılması halinde olumlu – olumsuz – geçişli –
geçişsiz sesleri vermektedir.
Okuma ve yazmada büyük zorluk yaratan bu sistemin yerin 1956 – 1959
yıllarında yeni bir sistem kurulmuştur. Meslek dersleri
öğretmenlerinden oluşan (1956 yılında 23, 1957’de 20, 1958’de 19
ve 1959’da 6 kişilik) komisyonlarda incelemeler yapılmış; her
yıl bir önceki yılın uygulamaları gözden geçirilmiş ve 1959
yılındaki son komisyon (Sevim Ergör/Ünlü, Muzaffer Okutkan,
Melahat Oral, Muzaffer Parlar, Seher Turanlı/Özdoğan, İhsan
Yener) ve Amerikalı Eğitim müşaviri Dr.Anthony R. Lanza sisteme
son şeklini vermiş ve “Yeni Metod Stenografi” adlı kitap Ticaret
ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu yayınları arasından çıkmıştır.
Dördüncü (son) baskısı 1950 yılında yayınlanmıştır.
Bu stenografi sisteminde de geometrik şekiller egemendir. Çünkü
kökeni daha önceki sistemdir. Ancak eski sistemin aksayan birçok
yönü düzeltilmiştir.
Kalınlaştırma ve küçültme kaldırılmış ve okuma – yazma
kolaylaştırılmıştır. Satırın üzerinde yazma durumu
giderilmiştir. Bir harfin başta, ortada ve sonda ayrı ayrı
şekillerde yazılma durumu ortadan kaldırılmıştır. Ancak fonetik
çiftler yine tek işaretle gösterilmiştir. Eylem ekleri ve diğer
eklerin çoğu ayrı yazıldığı, bazen da çift yazıldığı için bir
kelimeyi yazarken el birkaç kez kalkmaktadır.
Daha sonra, 1980 yılında Muzaffer Okutkan tarafından yeni bir sistem
oluşturulmuş ve İmyazım – Yeni Stenografi adlı kitap
yayınlanmıştır.
Bu sistem hazırlanırken Millî Eğitim Bakanlığının, Planlama
Araştırma ve Koordinasyon Dairesi’ne bilgisayar sistemiyle
yaptırdığı bir araştırmadan da yararlanılmıştır. Bu araştırma
ile, kelimelerin (köklerin, tabanların, eklerin), harflerin
geçiş sayıları ve oranları bulunmuştur. Bunun için, yaşayan
dille ilgili olmasını sağlamak bakımından, gazete yazılarından
oluşan 200.000 kelime bilgisayara alınmıştır.
Bu sistemde, Amerikan Gregg Stenosundan esinlenildiği için,
geometrik şekiller, köşeler, derin kavisler ortadan kalkmış ve
sisteme elyazısının elipse dayalı hareketleri egemen olmuş;
böylece akıcı olarak yazma imkanı doğmuştur. Eski sistemlerdeki,
köşelerin yarattığı tutuk yazma durumu ortadan kaldırılmıştır.
Harflerin çoğu ayrı bir işaretle gösterilmek suretiyle okuma ve
yazmada kolaylık sağlanmış; fonetik çiftler ayrı fakat birbirine
benzer işaretlerle gösterilmiştir.
Eylem ekleri ve diğer eklerin büyük bir çoğunluğu bitişik
yazıldığı için, bir kelimeyi yazarken elin kalkması ortadan
kaldırılmış ve bu da akıcı yazmaya yardımcı olmuştur.
|